Münİh Atatürk Kültür Derneğİ

Atatürk Kulturverein München e.V.

 
  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Münih Atatürk Kültür Derneği

 

Etkinlikler

VON WURZELN UND ÄSTEN (Köken ve Dallar)
 Türkisch-deutscher Lyrikabend
 Textauswahl, Übersetzung, Lesung: Özgür Savaşçı
 Musikalische Umrahmung: Mesut Somalı
 Freitag, 02.03. 2012
 Uhr: 20.00
DEVAMINI OKU...
 

ERMENİLERİ ANLAMAK

ERMENİ meselesi 2015’e doğru daha da ağırlaşacak gözüküyor. Bir çözüm geliştirmenin ilk adımı, meseleyi “anlamak”tır.

Evvela, “Ermeni” diye sabit, tekil bir tip yoktur. Farklı duygu ve beklentilere sahip Ermeniler vardır ve Ermenilerin hepsinde 1915 olaylarının yarattığı derin bir ıstırap mevcuttur. 1915’te neler olduğuna dair ansiklopedik bilgilere sahip olmak bizim bu ıstırabı bir Ermeni kadar hissetmemize kâfi gelmez; ateş düştüğü yeri yakar çünkü...
Bu ıstırabı tanımadan ne insani davranışlar geliştirmek, ne de soykırım kampanyalarına karşı siyasi çözümler üretmek mümkündür.
DEVAMINI OKU...
 

1915’TE NE OLDU?

HAKİKAT iki ucun ortasında bir yerdedir: 1915 olayları soykırım olmadığı gibi, Ermeniler bir facia yaşamamış da değildir.
Ama maalesef karmaşık hakikatin görülmesi için ayrıntılı araştırmalar gereken bütün durumlarda, uçlardaki basit sloganlar etkili olabiliyor. Ermenilerin yaşadığı faciaya “soykırım” demek de, faciaları görmemek de böyle basit, kestirme önyargılardır, dolayısıyla yanlıştır.
İlk görülmesi gereken, Ermenilerin Osmanlı orta sınıfında ve devlet bürokrasisindeki ağırlıklı yerleriyle Osmanlı sistemine entegre olduklarıdır. Buna rağmen Ermeni milliyetçileri önlerindeki Sırp, Yunan ve Bulgar örneklerine özendiler. Onlar gibi silahlı isyanlarla Batı’nın müdahalesini sağlayarak devlet kurmak istediler. Birinci Dünya Savaşı’nı bunun için fırsat saydılar.
Halbuki, Balkan uluslarından farklı olarak Ermeniler hem entegre olmuşlardı, hem talep ettikleri topraklarda nüfusları yüzde 20’yi geçmiyordu. Onun için sonuç, herkes için Balkanlar’da yaşananlardan daha feci oldu.
DEVAMINI OKU...
 

ONDOKUZ MAYIS

Milli Eğitim Bakanlığı, bir genelge ile19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nın kutlama biçimini değiştirmiş ve kutlamaya sınır getirmiştir. Öğrenciler bu bayramı okullarda kutlayacakmış! Sadece Ankara'da stadyumda kutlanacakmış!..
Amaç bayramı halka açmakmış! Okullara hapsedilmiş bayramın neresi halka açıktır?
Bakan, Kırklı yıllardaki otoriter rejimler zamanında bu bayramın başlatıldığını, artık değişmesi gerektiğini, modern dünyada çoktan terkedildiğine vurgu yapmış. Bir de on iki eylülde masraflı ilavelerden söz etmiştir. Sadece kanun ve yönetmeliklerde ne varsa bunların uygulanacağını ve eğitimin aksamaması için şimdiden uyardığını ifade etmektedir. Spor Bakanı, C. Başkanlığı Genel Sekreterliği başkanlığında çeşitli bakanlıklardan temcilcilerin ortaklaşa bir mevzuat çalışması yaptığından söz etmektedir..Turpun büyüğü heybede anlaşılan. Hem C. Başkanlığı bir icra organı değildir. İcraatın içine onun da katılması, bu işin yukarıdan aşağıya, kararlı bir planın ve çabanın ürünü olduğuna işarettir.

DEVAMINI OKU...
 

İSLAM ve DEMOKRASİ

Kısaca teorik olarak İslam demokrasi ile uyumlu olabilir fakat şu anda İslam 'ın antidemokratik bir güç olduğu da gerçektir. Müslümanlar diktatörlerden, seçilmemiş başkanlardan, zorbalardan, krallardan ve diğer güç sahiplerinden başka topluluklara göre daha mı fazla acı çekmektedir?  
------Evet;
ABD Swarthmore Üniversitesi profesörlerinden bilim adamı Friederich L.Prayor'unda tespit ettiği gibi: Uluslararası anlamda yaygın ölçekte Müslüman devletlere bakıldığında, durum şöyledir: „En fakir ülkelerin de dâhil edildiği bir analizde, bunlar arasından siyasi hakların en az olduğu ülkeler İslam devletleridir. Popülasyondaki Müslüman yüzdesinin büyüklüğü ile ülkedeki siyasi hakların azlığı doğru orantılıdır." Çok fakir Ülkeleri’n vatandaşları az sayıda siyasi haklara başlamayı hoşgörüler ve İslam’ın da bunu artıracak etkisi yoktur."

DEVAMINI OKU...
 

KALEMİNİ SATAN YAZARLAR, İHANET BASINI…

“Kalemini satan yazarlar” denilince, “Mütareke Basını”nı gelir hemen aklımıza.

“Mütareke” ateşkes demektir.

Osmanlı devletinin yenilgisi ile biten Birinci Dünya Savaşının sonunda “Mondros Mütarekesi” imzalandı. Silahlar bırakıldı. 30 Ekim 1918’de yapılan bu antlaşmadan sonra düşmanlar 6 Ekim 1923 tarihine kadar İstanbul’u beş yıl işgal ettiler. Bu döneme “Mütareke İstanbul’u” denir.

Bu dönem içerisinde emperyalist güçlere karşı Kurtuluş Savaşını başlatan Mustafa Kemal’i ve Kuvayi Milliyeyi engelleyebilmek için elinden geleni ardına koymayan, saltanat ve hilafetin yanında yer alarak, sömürgeci devletlerle işbirliği yapan yazar, çizer takımına ise “Mütareke Basını” adı verilir.

DEVAMINI OKU...
 


Sayfa 1 > 4

Üye Giriş

Şuanda 93 konuk çevrimiçi
Derneğimizin etkinliklerine ne kadar sıklıkta katılırsınız?
 

Haber Bültenine kayit ol!


Münih Atatürk Kültür Derneği © 2003 Tüm Hakları Saklıdır..